21 Temmuz 2017 Cuma

687 Sayılı KHK Getirilen Prim Teşvikinin Kapsamı Genişletildi

09 Şubat 2917 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 687 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni prim teşviki ve Gelir Vergisi desteği getirilmişti. Daha sonra, istihdamın artırılması amacıyla, bu teşvikinin uygulama kapsamı 06/07/2017 tarihinde yayımlanan 2017/24 sayılı Genelge ile usul ve esaslar yeniden düzenlemiş ve işverenlere kolaylıklar sağlanmıştır.

Teşvik kapsamındaki işçiler için kriterler esnetildi, hem de 2017 yılında yeni açılan işyerleri için teşvik miktarı arttığı gibi, ev hizmetlileri ve mevsimlik işçilerde kapsama dahil edildi.

Teşvikten Yararlanmak İçin;

Sigortalı Yönünden;
  • ·  01/06/2017 ila 31/12/2017 tarihleri arasında işe alınmış olması,
  • ·  Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olması,
  • ·  Sigortalının işe girdiği tarihten önceki son üç aylık sürede 10 günden fazla 5510/4-1-a ve 4/1-c kapsamında çalıştırılan sigortalı olmaması gerektiği,

İşveren Yönünden;
  • ·   Özel sektör işverenine ait olması,
  • ·   Sigortalının,2016/12.aya ait Kuruma bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması,
  • ·   Aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi,
  • ·   Tahakkuk eden sigorta primlerinin yasal süresi içinde ödenmesi,
  • ·   Yasal ödeme süresi geçmiş sigorta primi, işsizlik sigorta primi, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması,
  • ·   Çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da bildirdiği sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı, yönünde herhangi bir tespitin bulunmaması,


Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan yararlanmakta olan işverenler; aynı sigortalı için aynı dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamaz.

Kapsam Dışı Olanlar;
  • ·  5335/30-2.fıkra kapsamına giren kurum ve kuruluşlar,(Kamu emekli memuru)
  •     2886 ve 4734 sayılı Kanunlar ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri,4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri,

  • ·  Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar,
  • ·  Yurt dışında çalışan sigortalılar,


01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arasında tescil edilen işyerleri

2017 yılında ilk defa tescil edilmiş olan işyerlerinde 2016 Aralık ayında Kuruma bildirim yapılmış olamayacağından,2017 yılında tescil edilmiş olan işyerlerinde,01.06.2017 ila 31.12.2017 tarihleri arasında işe alınan ve destek kapsamına giren sigortalılardan dolayı destek tutarının yarısı kadar Kanunda öngörülen diğer şartların da sağlanmış olması kaydıyla işyerinin tescil edildiği tarihi takip eden üçüncü aydan itibaren bu destekten yararlanabilecektir.

Teşvik Süresi;

Teşvik, sigortalının işe alındığı tarihten itibaren 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olacaktır.
Alt İşverenler;

Alt işverenler de bu destekten yararlanacaktır.2016 Aralık ayı sigortalı sayısı ile ortalama sayısının hesabında alt işverenlerce bildirilen sigortalı sayısı da dikkate alınır.

Teşvikin SGK Primleri Üzerinden Uygulanması;

Teşvikin SGK üzerinden uygulaması asgari ücret üzerinden hesaplanarak yapılacak. Burada dikkate alınacak şey sigortalının aylık prim ödeme gün sayısı olacaktır. Formülü;
Sigortalının Aylık Prim Ödeme Gün Sayısıx22,22 TL
Sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigortalı hisseleri dahil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesi yapılacak ve bu tutarlar İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacaktır.
Örneğin;
30 prim günü olduğunda;
(1.777,5/30)x30x%34,5                 =613,24 TL  (687 Sayılı Kanundan Doğan İşsizlik İndirimi)
666,60 (Toplam Teşvik)-613,24 TL  =53,36 TL (687 Sayılı Kanundan Doğan Prim İndirimi)

Teşvikin Gelir Vergisi Üzerinden Hesaplanması;

Sigortalı işe alındığı tarihten itibaren 31.12.2017 tarihine kadar uygulanmak üzere,ücretlinin;2017 yılında uygulanan ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilecektir.
Örneğin;
Teşvikten yararlanacak işçi 01.07.2017 tarihinde işe girdi. Temmuz ayı için 30 prim günü var. Ücretinin 3.000 TL olduğunu varsayalım.
Ücreti ne olursa olsun vergi desteği asgari ücret üzerinden hesaplanacaktır.
Personel Temmuz ayında tam çalıştığında;
30 prim gün üzerinden;
Brüt Ücret                           1.777.50
SGK İşçi Primi                        248,85
İşsizlik İşçi Primi                      17,78
GV Matrahı                         1.510,88
GV                                        226,63
AGİ                                       133,31
Destek Tutarı                         93,32

Ev Hizmetlerine Destek;

Ev hizmetlileri çalışanlarına son 3 ay içerisinde en fazla 10 gün sigortalılığı varsa teşvikten yararlanabilecekler. Dolayısıyla yalnızca ticaretle uğraşan işverenlere değil ,ay zamanda ev sahibi işverenleri de teşvikten yararlanacaklardır.

Yeni İşyerlerine Destek;

Teşvikteki en önemli değişiklik, işyerlerini 2017 yılında yeni açanlara olacaktır.2017 yılında Haziran öncesinde işyerlerini açan işverenler teşvikten ancak 3 ay sonra yararlanabiliyorlardı. Yapılan değişiklik sonrası işverenler teşvikten yararlanmak için 3 ayın geçmesini beklemeden hemen yararlanabilecekler.

Mevsimlik Çalışana Destek;

Haziran öncesi dönemi için mevsimlik çalışan ve son 3 aydır işsiz olan kişiler için işverenlere teşvik sağlanmıyordu. Yapılan değişiklik sonrası son 3 aydır işsiz olan ve mevsimlik çalışan kişiler için de teşvikten yararlanmak mümkün olacaktır.

Yılmaz Kesikbaş
İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı/Eğitmen

30 Mayıs 2017 Salı

Yeni İş Mahkemesi Kanunu (Arabulucu) Dava Sürecini Kısaltır mı?



İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı  yasallaşması için Meclis gündemine girmiş bulunuyor. Çalışan ile patron arasındaki anlaşmazlıklar Mahkemeden önce arabulucuya gidecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2016 yılı verilerine göre,14 milyon işçi,1 milyon 750 bin işveren olduğu tespit edilmiş. Ülkemizde işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklar, çalışma hayatının ve yargının gündeminde önemli bir yer tuttuğu bilinen bir gerçektir.

Yeni İş Mahkemeleri Kanunu çalışmalarında, işçi ve işveren görüşleri alındığı ve ihtiyaçlara cevap vereceği düşünülmektedir. Bunun için şimdiden bir şey söylemek güç. Aksaklıklar ancak, uygulama da görülebilir.

4857 Sayılı İş Kanunun 18, 19, 20, 21 ve 29. maddeleri iş güvencesinden faydalanabilir hale getirmiştir.

4857 sayıl İş Kanununun 20. maddesi uyarınca iş akdi feshedilen işçinin fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde işe iade istemiyle İş Mahkemesinde dava açması gerekir.
İş Mahkemesi de açılan davalar,2 ay içinde karara bağlanması gerekir. Eğer mahkemeden çıkan sonuca memnun kalmayan taraf temyize gitmesi durumunda 1 içinde de burada sonuçlanması gerekiyor.

Kanunlarımıza göre, çalışan kişi mahkemeye başvurunca en fazla 4 ya da 5 ay içinde davanın sonuçlanması gerekiyor. Örneğin ,çalışan ay sonunda mahkemeye başvursun, İş Mahkemesi de 2 ay için de sonuçlandırsın ve Temyiz Mahkemesi de 1 ay da davayı sonuçlandırsın.

Ancak, uygulamada, işe iade davaları İş Mahkemelerinde 1 yıl-2 yıl arasında, Yargıtay’da 1 ve 2 yıl arasında sonuçlandığını biliyoruz.

İşe iade davalarında mahkeme sürecinin uzaması çalışanları mağdur ettiği görülmektedir. Çünkü, çalışanlar hak ettiği tazminatı zamanında alamadıkları gibi, davaların uzamasından kaynaklanan gecikme faizlerinden de yararlanamıyorlar.

Mevcut olan yasaların uygulanmasından   kaynaklanan çalışanların hak mahrumiyeti, umarım yeni  İş Mahkemeleri Kanunu ile son bulur.

Arabuluculuk nedir? Arabuluculuk, aralarında davaya konu olmuş ve olabilecek bir uyuşmazlık olan kişilerin uyuşmazlıklarını bir arabulucu eşliğinde karşılık olarak müzakere ederek çözüme kavuşturmaya çalıştıkları bir süreçtir.

Yeni İş Mahkemeleri Kanunu arabulucuyu şu şekilde açıklamaktadır:
 “Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Davacı , arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerekmektedir.

Aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.”

Görüldüğü gibi, Arabulucu, dava sürecinde işçi ve işveren arasında karar verme sürecini kısaltacak ve tarafların menfaatlerini sağlayacak. Mahkemeler üzerindeki iş yükü de hafiflemiş olacak.

Çalışma hayatımızda karşılaşılan sorunların giderilmesine yönelik düzenlenen yeni İş Mahkemesi Kanunu (Arabulucu) ,umarım yaralara merhem olur ve çalışma hayatına bir düzen ve ahenk getirmiş olur.

Sağlıcakla kalın…

Yılmaz Kesikbaş


İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı/Eğitmen

26 Mayıs 2017 Cuma

Adım Adım Odaklanma...

Günlük yaşantımızda sık sık duyarız. İşe kendimi veremedim… Sınıfta öğretmenin anlattığı dersi anlamadım… Kendimizi işe veremediğimiz için işlerimiz yarım kalır ya da derslerimiz eksik…Genel olarak yetişkin bireylerde  odaklanma eksikliğinin yaygın olması ve   çalışma hayatında verimsizlik….Öğrenciler de ise  başarısızlık  ve sonra da mutsuzluk. Sıradan bir olay gibi gözüken odaklanamama olgusunu toplum gündemine alıp bilinçlenmemizi sağlayabiliriz.

Odaklanmak, belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmaktır. Odaklanma sorunu yaşayan kişinin dikkati kolay dağılıyor ve bu durum kişinin özel ve iş yaşantısını olumsuz etkileyebiliyor…Kısaca, odaklanma sorunu dikkat eksikliğidir.
Odaklanma sorunu, fizyolojik ve genetik nedenlerden kaynaklandığı gibi, çevresel etkenlerden de kaynaklanabilir.

Biz bu yazıda, kişilerin fizyolojik ve genetik nedenlerden kaynaklanan odaklanma  sorunlarının olmadığını varsayalım. Daha çok çevresel etkenleri dikkate aldığımızı bilelim.

Başarılı insanları incelediğinizde göreceksiniz ki, işlerini seven ve odaklanma sorunu olmayan kişilerdir. Başarılı sporcuları gözlemleyebilirsiniz… Halterciler, hedefledikleri ağırlıkları kaldırabilmesi için seyirci ile göz teması kurmaz ve çevresinde hiçbir şeyi duymazlar… Aynı şekilde, ip cambazları…Metrelerce yüksek ve uçurumda ip üzerinde  korkusuzca yürürler…Bunların bizden en önemli farkları yaptıkları işe odaklanmaları.

Odaklanma kelimesini anlamak için en güzel alet büyüteçtir. Büyüteci güneşli bir havada elinize tutun. Belli bir süre sonra, elinizin yandığını ve acı hissettiğinizi göreceksiniz. Çünkü, güneş ışınları büyüteç üzerindeki mercek sayesinde odaklanıyor.. Güneş ışınları normal hayatta elimizi yakmazken odaklanma gücü ile elimizi yaktığını görürüz.

Tüm bireyler, hangi pozisyonda olursa olsunlar yaptığı işi sevmesi gerekir. Bir işe ya da derse başlamadan önce onu çok sevmeliyiz. Sevdiğimiz şeye bakışımız, enerjimiz ve heyecanımız farklı olduğunu biliyoruz…Dikkatimiz artınca zihnimizdeki düşünsel engelleri hızlıca aştığını görürüz. Sevginin gücü tüm zorlukları yıkar…

Herkes den duyarız…Ne kadar zor durumda ya da koşulda olursak olalım olumlu düşünelim…Evet olumlu düşünmek zor, ancak imkansız değildir. Yeter ki pozitif düşünelim.
Çalışma hayatında, odaklanma sorunu yaşayan insanlar ,ilgilendikleri hangi iş olursa olsun belli bir süre sonra ilgileri azalır. Eğer öğrenci ise, ders çalışma ve kitap okumaya olan ilgileri dağılır, daha çok çevreyle ilgilenmeye başlarlar…Bunlar da bizi başaramamak dan dolayı mutsuz eder…

Yolumuza giderken çeşitli engellerle karşılaşabiliriz. Bu sorunların tamamını istersek aşabiliriz. Yoğunlaşmayı da diğer bazı beceriler gibi öğrenebiliriz…Öncelikle yoğunlaşma sırasında kötü alışkanlıkları tespit eder, sonra bunun yerine yoğunlaşma alışkanlığını koyabiliriz…


Size odaklanmanın öğrenilmesi ile ilgili bir uygulama örneği vereyim. Kolumuzda ki saati elimize alalım. Saati düşünelim ve ona yoğunlaşalım. Zihnimizde sadece saatimizi canlandıralım. Eğer kafamıza başka bir obje girdiğinde yaptığımız uğraşı bırakalım ve ara verip tekrar odaklanmayı deneyelim. Burada ki amaç; odaklanma süremizi denemeyle arttırmak.

Herhangi bir objeye bakmadan yapılacak bir yoğunlaşma çalışması için bir den beşe kadar sayalım. Sayarken başka hiçbir düşünce zihnimize girmemeli. Bir tıkırtı ya da bir ses dikkatimizi dağıtabilir. Böyle olduğunda tekrar tekrar yeniden deneyelim.
Göreceksiniz ki, çok alıştırma yaparsanız birden beşe kadar değil yirmiye kadar saydığınızı göreceksiniz. Hatta, dış etkiye yada farklı düşünceye kapılmadan bu sayının dört ya da beş katı sayabilirsiniz.

Bir gün aile dostlarından biri, banyoda tıraş olurken gördüğü Einstein’e sordu:” Tıraş olmak için neden banyo sabunu kullanıyorsunuz?”
Alman asıllı Albert Einstein, düşüncelerini sadece yaptığı icatlara yönelttiğini belirten şu cevabı verdi:
”İki sabun zihnimi meşgul ediyor.”

Odaklanma sorunu aşma çalışması yapmak, bazı sorunlarımızın çözümünde bize yardımcı olacaktır. Yoğunlaşma bir sorunun özüne inmek ve sorunu çözmemizi sağlar. Odaklanmama sorununu aşabilmek için şu adımları atabiliriz.

Yoğunlaşmamızı engelleyen sorunlarımızın bir listesini çıkaralım. Bu sorunların yanına aklımıza gelen çözümleri yazalım. Bu yöntemi uygulamakla çoğu sorunu çözdüğünüzü görecek, düşüncenizdeki engelleri aştığınızı göreceksiniz.

İnsanların odaklanma sorunu yaşayarak sorunların çoğunun uzun süre çözümsüz kalmalarına neden olmaktadır. Bu da toplumun enerjisinin boş yere tüketmesine, zihinsel bitkinliğe yol açmasına sebep olmakta…Daha ileri aşamada, bizleri daha gergin, sinirli ve çatışmaya yatkın duruma getirmekte…

18.yüzyıl İngiliz sanatçısı Sir Jashua Reynold, odaklanma konusunda şu çarpıcı bir tespitte bulunur:
“Resimde, daha doğrusu sanatın bütün kollarında her kim mükemmel bir iş yapmak isterse, sabah yataktan kalktığı andan, gece yatağa yatıncaya kadar geçen süre içinde zihnini o bir tek nokta üzerinde toplamalıdır.”

Son söz olarak Thomas Edison “Konsantrasyon, bezginlik duymadan fiziki ve zihni enerjiyi bir tek noktaya devamlı uygulama yeteneğidir.” der.

Sağlıcakla kalın…

Yılmaz Kesikbaş


18 Mayıs 2017 Perşembe

Hayaliniz Yoksa Başarınızda Yoktur


İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği hayal kurmasıdır. Acaba, sizler hayal kurmayı ya da yaratıcı düşünce geliştirmeyi biliyor musunuz?

Hayal gücü sonradan öğrenilmez… Her insan hayal kuruyor… Hayal kurmanın eğitimi yok… Hayal gücü, Allah’ın insana verdiği bir mucizedir… Kimi zaman, mutluluğun bir anahtarı… Kimi zaman, insanlığın yararına olacak bir fikrin ortaya çıkmasıdır.

Hayal gücümüzü etkili bir şekilde nasıl kullanabiliriz? Bildiğim tek şey, yaratıcı düşünme alıştırmalarını sürekli olarak yapmaktır. Kibar davranmaya çalışırsanız kibar, kaba davranırsanız kaba ve korkusuz davranırsanız cesur olursunuz.

İnsanların pek çoğunda birtakım düşünsel kalıpların içine düştüklerini görürsünüz. Bu kalıpların dışına çıkmaları da çok güç.21.Yüzyılın içinde hayal gücümüz kullanmak yerine, fiziksel değişiklikler yapmak bizler için yeterli gelmekte. Arabamızın koltuklarını ve camlarını silmek ya da evimizin içini temizlemek gibi hareketler düşünmeden yapabileceğimiz şeylerdir.

Yaratıcı düşünmeyi sizin de benim gibi çok istediğinizi biliyorum. Bu arada yaratıcı düşünmenin çoğu kişi doğuştan geldiğini düşünmektedir. Bence bu düşünce doğru .Ancak, yeterli değil…

Yaşadığımız için biliriz… Çocukluk döneminde hayal gücümüz çok yüksek olur… Çocukların fiziksel ihtiyaç ya da ağrıları olmadığı zaman mutluluklarını her hallerinden görebiliyoruz. Yaş ilerledikçe hayal gücü kullanma oranımız azalmaktadır. Çoğu insan da hayal gücü atıl olarak durmaktadır.

Hayal gücünün özel bir yetenek olmadığına inanıyorum. Hepimizde var olan bu yeteneği sadece inanmakla ortaya çıkarabiliriz. Sadece inanmak…

Hayal gücünü  kullanmak düşünsel alışkanlıklarımıza bağlı. Düşünsel alışkanlıklar da ilgi, tutku ve merakla ile alakalı… Merakımız artıkça bu meraka ulaşmak için hayal gücü kullanmak gerekli olur.

Hayal gücümüz ile yaşamamız daha güzel olur. Dünyamızı istediğimiz renkle istediğimiz şekle boyarız…Yaşama gücümüz de hayal gücümüzle beraber artar…
Hayallerinizin büyüklüğü sizin gücünüzü gösterir… Yalnızca yaptıklarınıza değil, yapmayı istediklerinize de bakmak gerekir.

Başarılmaz olarak düşünülen her şey de ilk adım hayal kurmaktır. Büyük başarıların arkasında hayal gücü vardır..Lucius Annacus Seneca  “Başarınızın büyüklüğünü inancınızın büyüklüğü belirler.” der.

Hayatımızın çeşitli dönemlerinde başa çıkılmaz zorluklarla karşılarız. Endişe duyar, korkar ve strese gireriz. Böyle durumlarda hayal kurarak kendimizi rahatlatabiliyoruz. Hayal kurmak engel tanımamak ve imkânsızı başarmaktır…

Hayaller insanı öylesine motive eder ki, hayallerimizin peşini bırakmayız. Zaten bizi hayata bağlayan şeylerde gerçekleşmemiş hayallerimiz değil midir?

Walt Disney’i herkes tanır. Ama Disney olmadan önce yaşamış olduğu hikâyesini acaba kaç kişi biliyor… Walt Disney, farelerin cirit attığı bir garajda “Miki Fare” adlı ünlü kahramanını çizip şöhreti yakalayıncaya kadar onlarca işten ret cevabı almıştı. Hatta Amerika’nın Kansas City kentinde, bir gazetenin editörü, onda zerre kadar bile resim kabiliyetinin olmadığını söylemişti. Ayrıca,”Disneyland”ı kurmadan önce birkaç defa iflas etmişti.”

Henry David Thoreau “Bildiğim en cesaret verici gerçek, insanın bilinçli bir çabayla yaşamını yüceltme yeteneğidir.” der.

Kendimizi nerde görmek istiyorsak hayalini kuralım. Başkasının sizin için kurmuş olduğu olumsuz cümlelerden etkilenmeyin… Sen yapamazsın… Sen fakirsin… Sen yeteneksizsin… Yapacağınız tek şey, olmak istediğiniz yaşamın hayalini kurun ve peşinden gidin…

Gelecek de istediğiniz okulu, mesleği, işi ve hayatı hayal edin. Hayalin başladığı yerde başarıda arkasından gelecektir.

Sözün özü olarak Conrad Hilton “İnsanoğlu, kendi kararlığı ve Tanrının da yardımıyla, hayallerini kurduğu her şeyi başaracak yetenektedir.” der.

Sağlıcakla kalın…


Yılmaz Kesikbaş

17 Mayıs 2017 Çarşamba

İşçi Alacakları ve İşveren Temel Yükümlülükler Eğitimi


EĞİTİM   İÇERİĞİ
Çalışanlar, işveren karşısında ezilmemesi ve haklarını sonuna kadar almasını sağlamak için, iş görenin tüm haklarını bilmesi gerekir.

Aynı şekilde, işverenlerin çalıştırdığı iş görenler için İş Yasası, SGK ve Borçlar Kanun’dan doğan yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülükler bilerek ya da bilmeyerek uygulanmadığı zaman karşılaşacağı maddi yaptırımlarda artmaktadır.


KATILIMCILARA NE KAZANDIRACAK?
İş gören ya da çalışan kesim, yasal haklarını bilecek ve bu haklarını nasıl alması gerektiğini öğrenecek,
İşverenler, işçi alacakları konusunda temel yükümlülüklerinin neler olduğu bilgisine sahip olacak ve işçi alacaklarının ödenmemesi durumunda karşılaşacağı yaptırımları öğrenmiş olacak.

KATILIMCI PROFİLİ
Çalışan ya da emekli olmuş tüm iş görenler (mavi yaka ve beyaz yaka),
Üst ve Orta Düzey Yöneticiler, İnsan Kaynakları ve İdari İşler Yöneticileri,
İnsan Kaynakları Uzman ve Çalışanları, SMMM Çalışanları

İŞÇİ ALACAKLARI/İŞVEREN TEMEL YÜKÜMLÜLÜKLER  EĞİTİM PROGRAM İÇERİĞİ
Kıdem Tazminatı
İhbar Tazminatı
Yıllık İzin Ücreti
Maddi Tazminatı (İş Kazası)
Yeni İş Arama İzin Ücreti
İşe Başlatmama Tazminatı
Boşta Geçen Süre Ücreti
Kötü Niyet Tazminatı
Sendikal Tazminatı
Bakiye Süre Ücreti
İşsizlik Ödeneği
Cezai Şart Eğitim Gideri
Fazla Çalışma Ücreti
Hafta Tatili Ücreti
Genel Tatil Ücreti
İlave Tediye Ücreti
Prim Ücreti
İkramiye Ücreti
Eşit Davranma Borcu
İbraname
Hesaplama Yöntemi
Yargıtay Uygulamaları